Hayattaki Anlam Arayışımız

Geçen hafta uzun bir aradan sonra Soul çizgi filmini seyrettim. Çizgi filmler çocuklar için yapılıyor gözükse de biz yetişkinler için de ilham verici olduğunu düşünüyorum.

Soul; Bir okulda müzik öğretmeni olan Joe Gardner’ın caz müzisyeni olmak için verdiği çabayı ve bu hayaline tam kavuştuğunu düşündüğü sırada başına gelenleri anlatıyor. Joe hayalindeki işe kavuşma fırsatını yakaladığı anda bir kaza geçiriyor ve kendini ruhlar aleminde buluyor. 

Hayatının en büyük işini kaçırdığı için durmadan dünyaya geri dönmenin yollarını arıyor. Kendini bir şekilde arafta kalan ruhlara rehberlik eden çok başarılı bir çocuk psikoloğunun yerine geçmiş ve dünyaya hiç gitmek istemeyen ruh 22 ye rehberlik derken buluyor. 

Ruh 22 dünyaya gitmek istemeyen bir ruh. Birçok rehberi olmuş. Daha önceki rehberlerinden Abraham Lincoln, Rahibe Teresa ve Kopernik onu dünyada yaşamaya ikna edememiş. Hatta Kopernik’i o kadar kızdırmış ki Kopernik ona rehberlik etmeyi “Dünya senin etrafında dönmüyor” diyerek bırakmış. Onun için dünya yaşanacak bir yer değil. Araf da belli bir rutin kurmuş kendine, sudoku çözmekten ve siste yürümekten çok memnun. Konfor alanından çıkmak ve hayata karışmak istemiyor. İçindeki merak ve yaşam coskusunu kaybetmiş.

Joe ve ruh 22 arafta gezerken 22 Joe’nun hayatında birçok olaya tanık oluyor. Joe’nun başarısız olmasına rağmen dünyaya geri dönmeyi istemesi içindeki merak güdüsünü harekete geçiriyor ve ve ikisi bir yolunu bularak bir kere daha Ruh 22 Joe’nun bedenine Joe ise bir kedi bedeninde dünyaya geri dönüyorlar. Joe kendi hayatını Ruh 22’yi izleyerek görüyor. Yaptıkları, yapamadıkları arzuları ve hayat amacı gözünün önünden geçiyor. Ruh 22 de Joe’nun bedeninde yeniden dünyaya gelse ne hissedecekti onu deneyimliyor.

Soul filmi Logoterapi yaklaşımının ne olduğunu anlatıyor bize. Joe ve Ruh 22’in çıktığı yolculuk insanın anlam arayışının yolculuğu. Victor Frankl anlamı bulmak için öz uzaklaşmaya ve öz farkındalığa ihtiyacımız olduğunu söylüyor. 

Öz uzaklaşma yaptığımız herşeye bütünsel ve kuş bakışı bakabilmek demek. Hayatta en çok istediğimiz ve tutku ile bağlandığımız şeye biraz uzaktan bakabildiğimizde o şeye gerçekten tutku duyup duymadığımızı ve hayatımıza anlam katıp katmadığımızı anlayabiliriz. Joe kedi vucüdunda bir ruh olarak dünyaya yeniden geldiğinde kendi bedenine öz uzaklaşma ile bakıyor ve Ruh 22’nin kendi bedenindeki yolculuğunu ve kendisinin yaparken farkına bile varmadığı sıradan olarak gördüğü şeyleri  izleyerek bir öz farkındalık yaşıyor.

Öz farkındalık ise yaptığımız herşeyin farkına varmak demek. Sıradan önemsemeden yaptığımız herşey hayatımıza anlam katabilir.  Ben anlamın basit şeylerde olduğuna inanan gruptayım. Belki de size anlamlı gelen bir işi yapıyorsunuz ve bunun farkında değilsiniz. Çevremizdeki insanları görmek, onlarla farklı şeyler konuşmak, hikayelerini dinlemek öz farkındalığın ilk adımı. 

İki sene süren Logoterapi eğitimim sayesinde sık sık öz uzaklaşma ve öz farkındalığı kullanarak 2020 ve bu yıl yaşadığım beni derinden sarsan olayları atlattım.   

Bu filmi izlerken kendimi Joe’nun yerine koydum. Kendime birçok soru yönelttim ve kendi kendime yanıtlarını verdim. Kendime sorduğum soruları sizinle paylaşıyorum. Umarım kendinize karşı dürüst bir şekilde yanıtları verirsiniz ve belki kendi hayatınız anlam arayışına çıkarsınız.

  • Hayatınıza baktığınızda bügüne kadar yaşadığınız ilhan verici anları görüyor musunuz?
  • Nasıl bir kişiliğiniz var? Rutinlerinizden çıkmaya hazır mısınız?
  • Çevrenizdeki insanları görüyor musunuz? Yoksa her zaman hızlı bir şekilde yanlarından geçiyor ve sadece kendinize mi bakıyorsunuz?
  • Hayatınızın amacı ve anlamı hep istediğiniz şey mi? Hayalini kurduğunuz şey size bir anlam yaratır mı?

Haftaya gerçek bir anlam arayışı hikayesi yazacağım. 

Görüşmek üzere

Ayşegül Güngör

İnstagramdan @kariyeryolumblog adresini takip ederseniz. Her hafta yeni yazıları okuyabilirsiniz.

No Comments