Merak Eden İnsan Olmak

Hiçbir özel yeteneğim yok. Yalnızca tutkulu bir meraklıyım.

Albert Einstein

Geçen hafta içinde Craig Foster’ın “Bir Ahtapottan Ne Öğrendim?” belgeselini seyrettim. Yapılan bilimsel çalışmalarla ahtapotların çok zeki canlılar olduğunu biliyoruz. Hatta birkaç yıl önce dünya futbol şampiyonasında tüm dünya ahtapot Paul’ün maç tahminleri üzerine bahis oynuyordu.

https://www.ntv.com.tr/galeri/yasam/kahin-ahtapot-paulun-tum-tahminleri,czEk6KzJB0KVkLI1AVf8Ow/3pxrPFOkFkKcLXx-9HBIrg

Bu belgeselde benim ilgimi daha çok Craig Foster’ın yaşam öyküsü ve merak konusundaki bitmez tükenmez azmi çekti. Craig Foster Cape Town’da yaşayan ve hayatının büyük bir bölümünü Afrika’da savanna ve çöllerde geçiren bir insan. Zorlu doğa belgeselleri çekmekten yorulmuş bir şekilde çocukluğunun geçtiği Cape Town’un güney batı ucundaki sualtı yosun ormanına geri dönüyor ve tekrar dalmaya başlıyor. Önce suların soğukluğu onu korkutuyor ama bir süre sonra her gün aynı yerde soğuk sularda dalmaya başlıyor, her seferinde o buz gibi suda biraz daha fazla kalıyor. Soğuğa alıştıkça su da kalış süresi artıyor ve etrafını gözlemeye başlıyor. Gözlemlemeye başladıkça her zaman orada olan canlıları fark ediyor. Bunlardan biri de ahtapot. Ahtapotla ilişkisi böyle başlıyor. Önce her hareketinde kaçan ahtapot yavaş yavaş ona alışıyor.  Bir süre sonra ahtapotun ona güvendiğini fark ediyor, bu güven ufak bir kaza ile kırılıyor ve ahtapot bu sefer geri gelmemek üzere kaçıyor. 

Bu sefer Craig daha önce çöllerde izlediği rehberlerin davranışlarını ve yöntemlerini hatırlayarak o yöntemleri su altında kullanıyor ve kayıp ahtapotun izini buluyor. Sıradışı arkadaşlıkları yeniden başlıyor ve ahtapot ölüne kadar devam ediyor. Biz bir yıl boyunca gün gün Craig ve ahtapotun ilişkisine tanıklık ediyoruz.

Craig bu belgeselde merak nedir, meraklı bir insan nasıl olur ve ne yapar sorularının yanıtlarını veriyor bize. Davranışsal ekonomi ile ilgilenenler George Loewenstein’i bilirler. Loewenstein ilk merak modelini oluşturan akademisyendir. Lowenstein “Meraklı insan bir şeyi biliyor ve o şeyle ilgili bilmesi gereken çok şey olduğunu da fark ediyorsa aradaki boşluğu mutlaka dolduracaktır.” der. Görüldüğü gibi teorisi oldukça basit ve anlaşılır. Önemli olan az bildiğimizi ve öğrenmemiz gereken çok şeyin olduğunu fark etmemiz ve öğrenmek için bir amacımızın olması.

Bu belgeselde Craig, Lowenstein’in modelini uyguluyor. Ahtapotla iletişim kurduğunu biliyor, kurduğu iletişimin kırılgan olduğunun farkında. Film boyunca bu ilişkiyi nasıl daha güçlendirebilirim diye düşünüyor ve bunun yollarını arıyor. Boşlukları dolduruyor.

Merak üzerine yazılan en kitaplardan biri olan Curious’un yazarı Ian Leslie iki çeşit merak olduğunu söylüyor. Bunlardan ilki yeni şeylere olan merak diğer bir değişle dürtüsel merak. Burada merak iç güdüsü geçici. Bir şey ilgi alanımıza girdiğinde merak ediyor, o anki ilgimizi tatmin ediyor ve sonra devamını getirmiyoruz. İkinci merak türü epidemik merak; bu merak bilgi oluşturmakla ilgili. Burada bilinçli olarak merak ediyoruz. Eğer bu merak türü bizde varsa ne kadar çok şey biliyorsak o kadar çok merak ediyor ve aradaki boşlukları dolduruyoruz. 

Bana göre Craig’in merakı epidemik merak. Craig’in  ilk başta dürtüsel merakı devreye giriyor ve çevresindeki ahtapotu merak ediyor. Sonra bilinçli olarak araştırıyor. Her gün elde ettiği bilgileri topluyor. Fotoğraflar çekiyor, notlar alıyor ve ahtapotun bir yıl süren hayatını belgeliyor. Her gün aynı şeyi tekrar tekrar yaparak ince detayları görebiliyor. Bu merak sadece ahtapotla sınırlı kalmıyor, o sırada çevresinde gördüğü tüm sualtı canlılarını, pijama köpekbalıklarını da inceliyor ve kendini su altı dünyasının bir parçası olarak hissediyor. 

Merak insanın sahip olduğu ve onu ayakta tutan, yaşamasını sağlayan en önemli güdü. Eğer merak olmasaydı insan ateşi keşfedemez ve kendine barınak yapamazdı. Merak olmasaydı bilim olmazdı. Merakı bir kas gibi düşünmemiz gerekir. Her kas gibi merak kasını da kullanırsak çalışır eğer kullanmazsak o kası kaybederiz. Merak güdümüzü kaybettiğimizde yaşam amacımızı da kaybediyoruz aslında. 

Merak kasını çalıştırmak o kadar da zor değil. Her gün yaptığımız işler bir süre sonra bizim için görünmez oluyor ve yaptığımız işle olan bağlantımızı kaybediyoruz. Bu durum gerçek dünya ile iletişimimizi de kopuyor. Yaptığımız iş anlamsızlaşıyor. Oysa geri dönüp gündelik hayatın basitliğine merak ederek baktığımızda, ince detayları görebilir, herkesin, her şeyin bir hikayesi olduğunu fark edebilir ve aynı Craig’in yaptığı gibi bu hikayeleri birleştirerek yeni bir hikaye yazabiliriz. Belki de iş hayatında anlam göremediğimiz detaylarda saklıdır. 

Bu yazıyı yazarken yararlandığım kaynakları aşağıda bulabilirsiniz.

BU MAKALEDE ÖNERİLER, YETKİNLİKLER VE DÜŞÜNME KUTUSU

ÖNERİLER 
1-Film önerisi: 
“Bir Ahtapottan ne Öğrendim”
2-Kitap önerisi: 
   a- Ian Leslie- Curious
   b- George Loewenstein – Merak

YETKİNLİKLER
1- Merak

DÜŞÜNME KUTUSU

Günlük hayatta en çok neleri merak edersiniz? Bunların size katkısı olabilieceğini düşündünüz mü? En çok dürtüsel merakınız mı yüksek epidemik merakınız mı yüksek?

Yanıtlarınızı gönderirseniz sevinirim. Herkese iyi haftalar.

No Comments