Neden Birlikte Çalışmalıyız?

• Yaşlanan nüfus ve daha uzun çalışma hayatı işgücü piyasasını yeniden şekillendirmektedir.
• Birbirleriyle birlikte çalışan farklı nesiller, beceri ve deneyimlerin aktarılmasına yardımcı olabilir.
• Yeni nesiller mevcut iş modellerine meydan okuyor.

Dünya Ekonomik Forumu

Bu maddeler Dünya Ekonomik Forumu’nda bu sene konuşulan önemli konu başlıklarından biri. Yazının orjinalini verdiğim linkten okuyabilirsiniz. Kariyeryolum Blogu’nu ve podcastlerimizi takip edenler insanları yaşlarına göre kategorize etmeye ne kadar karşı olduğumuzu da görebilirler. “X kuşağı şöyledir, Y kuşağı böyledir ve şimdi Z kuşağı geliyor ona göre davranalım” düşüncesinin birlikte çalışma kültürünün önünde önemli bir etken olduğunu düşünüyorum.

Tarihi geçmiş ve geride kalan bakış açısıyla değerlendirir ve bir önceki dönemi yok sayarsak veya yaptıklarını küçümsersek o dönemde yapılmış olan hataları da tekrar ederiz. İlerleyeceğimizi düşünürken kendimizi başlangıç noktasının gerisinde bulabiliriz.

İçinde bulunduğumuz dönemi daha önceki dönemlerde yaşayanların da hissettikleri gibi benzeri olmadığını düşünüyoruz. Yaşadığımız bütün problemlerin sadece kendimize ait olduğunu varsayıyoruz. Oysa biraz tarih sayfalarını karıştırdığımızda aynı problemlerin tarihin her döneminde farklı biçimde tekrar ettiğini görebiliriz.

Bu çağın en önemli farkı insanın yaşam süresinin uzaması ve dolayısıyla çalışma süresinin de artması. Erken emeklilik ya da çalışmadan yaşamak dünya nüfüsunun büyük bir kısmı için hayal. Önümüzde iki seçenek var: ya lanet edip içimize kapanıp başıma gelen şey her şey için kader diyeceğiz ve çaresizlik içinde yaşayacağız ya da aklımızı başımıza toplayıp, kendimizi kategorilerden kurtararak bir plan yapacak ve önümüze bakacağız.

19 yılı eğitim sektöründe ve öncesinde de 12 yıl kurumsal çalışma tecrübesine sahip biri olarak bu kategorileşmenin en çok “Y kuşağına“ zarar verdiğini düşünüyorum. “X kuşağına” o kadar çok “Y kuşağını yönetmek ve anlamak” başlıklı eğitim verildi ki. “Y Kuşağı” şimdi geriden gelen ”Z kuşağ”ı ile ne yapacağını bilmiyor.

21.yüzyıl yetkinlikleri içinde en üst sıralarda dinleme ve işbirliği yer alıyor. Birbirini kategorize ederek iletişim yollarını kapayan nesillerin işbirliği kültürünü nasıl yaratacaklarını doğrusu merak ediyorum. Karşılıklı iletişim kanallarını açtığımızda birbirimizden öğrenmenin önemini fark edecek ve çift taraflı deneyim aktarımını sağlayabileceğiz. Bunun ilk adımı da aile de başlıyor. Öncelikle her aile üyesinin odasından çıkıp birbirini eleştirmeden, yargılamadan ve küçümsemeden bir arada zaman geçirmesini sağlaması gerekiyor. “Bizim zamanımızda… ve sizin zamanınızda…, anlatsam da anlamazsın…” kelimelerini bir an önce kullanmayı bırakmalıyız.

Önümüzde uzun ve zorlu bir yol var. Çalışma süresi uzuyor ve aynı pozisyondaki insanların sayısı artıyor. Ya insanlık tarihindeki savaş kültürünü benimseyerek böl ve yönet stratejisi ile rakiplerimizi yok edecek ya da birlikte kafa kafaya vererek bir işi nasıl daha iyi yapabiliriz diye birlikte çalışmayı öğreneceğiz.
Kuşakları bu şekilde kategorize etmek yerine, her zaman ve her çağda geçerliliği olduğuna inandığım, yaşa bağlı olmaksızın, meraklı, peşin hükümlü olmayan, öğrenmeye açık ve kendini geliştirmek isteyen bireyler ile, bu niteliklere sahip olmayan bireyler arasındaki ayrımın daha doğru ve evrensel bir ayrım olacağını düşünüyorum. Bu ayrım tarih boyunca geçerliliğini koruyor. Yoksa 60 yaşında merak eden ile 20 yaşında merak etmeyeni, 25 yaşında öğrenme istediği olan ve önünde engel tanımayan ile 50 yaşında benden bu kadar diyerek kendini kapatanı hangi kategoriye koyacağız. Olması gereken merak edenler ve öğrenenlerin, öğrenme isteği olan ama yolu bulamayanlara rehber olabileceği köprülerin kurulması.

Günümüzde kullanılan terminolojiyle anlatırsak “Z kuşağı” “X kuşağına” teknolojiyi öğretecek,” X kuşağı” da deneyimini aktararak “Z kuşağının” önünü açacak. Sanırım ikisi arasındaki iletişim köprüsünü, ikisini de iyi tanıyan “Y Kuşağı” sağlayacak. Bu başarıldığı taktirde tecrübeli mentorların eşliğinde var olan kalıpları yıkma cesareti olan gençlerin yeni ve anlamlı bir iş dünyası yaratmaması için önünde bir engel yok. Biz “X kuşağı“olarak ne yapılmaması gerektiğini ve nasıl yapılması gerektiğini biliyoruz ama bunu harekete geçirecek cesaretimiz yok. Bu liderliği üstlenecek olanlar ve o liderliğin öncülüğünde kuralları yeniden yazacak gençlerle anlamlı bir iş yaratabiliriz.

Anlamlı bir iş yaratmak ve iş hayatında anlamı bulmak bence her kuşağın görevi. Kuşakları anlamanın en iyi yollarından biri de edebiyat klasiklerini okumak ve birbirimizi tanımaya çalışmak.

Bu konuda daha önce yazdığım bir yazıyı da linkten okuyabilirsiniz.

X,Y Kuşağı ve James Bond

No Comments