Kendinizin en iyi hali ile yaşamak ister misiniz?

Olmuş bir kişi bile yoktur şu hayatta. Herkes yapım aşamasındadır şu hayatta.

Kumandanı Öldürmek – Haruki Murakami

Geçen gün bir arkadaşımın önerisi ile Netflix’de “Living with yourself” isimli diziyi seyrettim. Dizi bana 1996 yılında Michael Keaton’un baş rolünü oynadığı ve etkisinde uzun süre kaldığım “Multiplicity” filmini hatırlattı. O yıl klonlama ile tanışmış ve koyun Dolly haberlerini takip etmeye başlamıştım. Multiplicity filminde hayatından bunalan Michael Keaton kendini bilerek klonluyor ve başa çıkamadığını hayatını kolaylaştırmaya çalışıyordu. “Living with yourself” de sanırım bu filmden esinlenmiş bir dizi. Film ile dizi arasındaki en önemli fark; filmde Michael Keaton’un isteyerek kendini klonlaması, dizideki Miles’ın ise kendini daha iyi hissetmek ve yaşam enerjisini kazanmak isterken klonunu yaratması ve onunla yaşamak zorunda olması.

Kısaca diziden bahsedersek; hayatındaki hiçbir şeyin istediği gibi gitmediğini gören Miles, kendini kapana kısılmış hissetmektedir. İş yerindeki bir arkadaşı enerjisini toplaması için ona bir SPA’ya gitmesini önerir. Bu işlemin sonucunda yeniden doğmuş gibi hissedecek ve kaybettiği yaşam enerjisini geri kazanacaktır. Miles o kadar bunalımda ve çaresizdir ki, sonunda tüm birikimini feda ederek SPA’ya gider ve ona yapılan işlemin sonucunda kendini toprağın altında ve gömülü olarak bulur. Oradan kurtulup evine gittiğinde de kendi klonu ile karşılaşır. Kendisine yapılan bir arınma ve yenilenme işlemi değildir. En iyi genleri, ve hatıraları kopyalanmış ve bunlar klonuna transfer edilmiştir. O ise yine eskisi gibidir, aynı mutsuzluğu devam etmektedir. Üstelik bir de klonu ile baş etmek zorundadır.

Miles bir anda kendisinin en iyi hali ile yaşamak zorunda kalır. Klonu en iyi genleri taşıdığı için iş hayatında kendisinden daha başarılı, özel hayatında da daha romantik, arkadaşlık ilişkilerinde de mükemmel bir insandır. Hayat ile ilgili tüm yüklerini klonuna verdiğini düşünen Miles, erteleyip yapamadığı her şeyi yapmaya başlar. Bir süre sonra bu durumdan sıkılır. Çünkü klonu her şeyi ondan daha iyi yapmaktadır. Bu sırada klonu bir süre Miles’ın gölgesinde kalmayı kabul etse de, kendisinin ondan iyi olduğunu fark ettiğinde Miles ile rekabete girer ve Miles ne kadar uğraşsa da klonunu geçemez ve aralarında inanılmaz bir savaş yaşanır. Sonunu öğrenmek için diziyi izlemenizi öneririm.

Bu diziyi izlerken birçok soru işareti belirdi bende. Kendinizin en iyi hali ile birlikte yaşamak ister misiniz? Benden birkaç tane daha olsa daha mı mutlu ve başarılı olabilir miyim? Aynı anda birkaç yerde olmak bir avantaj mı?

İnsanın kendini tüm iyi ve kötü yönleriyle tanıması ve kabul etmesinin en önemli şey olduğunu düşünüyorum. Hepimizin içinde iyi ve kötü özelliklerimiz var ve bu özelliklerimizle karar alıyor, yaşamımızı sürdürüyoruz. Kendimizi ne kadar iyi tanıyoruz? Sanırım bu dizi bana bu yanıtı verdi. Miles klonu sayesinde çevresindeki insanların onu neden sevdiklerini ve hangi özelliklerinin dikkat çekici olduğunu öğrendi. Bunu keşfettiği andan itibaren klonu onunla rekabet edemedi. İçindeki olumsuz duyguları olumlu hale çevirdiğinde genetik kodlarının gelen iyi halinin de ötesine geçti ve kendiyle bütünleşti.

Hepimizin içinde bir iyi bir de kötü insan var. Sadece iyilik ve sadece kötülüğe odaklandığımızda insan olmayı unutuyoruz. Bana göre insan olmak içindeki iyilik ve kötülük halinin farkında olmak ve iyi hali geliştirmeye çalışmak demek. Bunun kaçımız bilincindeyiz bilmiyorum. İçinde bulunduğumuz iş dünyası ve rekabet koşulları bizim kötü halimizi daha çok besliyor ve içimizdeki iyi genleri daha geriye çekiyor olabilir. Kendimizin en iyi haline ulaşmak için klonumuza ihtiyacımız yok.

Kim olduğumuzun ve sınırlarımızı

n farkında olalım ve onları aşmaya çalışalım yeter. Thomas Hobbes’ın “insan insanın kurdudur” diyerek bize bunu göstermiş olabilir. Dışarıda düşman aramaya gerek yok, en büyük düşmanımız biziz.

Kendimizle savaşmayı bıraktığımızda, kendimizi kabul edip geliştirilebilir yönlerimizi geliştirmeye çalıştığımızda, hem ilişkilerimizin hem de iş yaşamımızın daha mutlu olmasını sağlayabiliriz. Murakami’nin son romanında okuduğum bir cümle çıkmıyor aklımdan. Hiçbirimiz olmuş değiliz hala yapım aşamasındayız.

Multiplicity filminin fragmanına linkten ulaşabilirsiniz.

Multiplicity

İyi haftalar

Ayşegül Güngör

No Comments