Değişim Nerede Başlar?

“Yalnızca çok ileri gitmeyi göze alanlar ne kadar uzağa gideceğini bilebilir.”

T.S. Eliot
19. yüzyılda başlayan ve 20. Yüzyılda devam eden parçalanma günümüzde de hız kesmeden devam ediyor. 20 yüzyıl aynı zamanda iş dünyasının hızla yükseldiği ve bilimsel insan yönetiminin önem kazandığı bir dönemin başlangıcı oldu. Taylorist sisteminde etkisiyle her şeyi daha hızlı yapabilmek ve kolay yönetebilmek için parçalara böldük. Birbirleriyle olan ilişkilerini koparttık ve tek bakışlı tek doğruyu kabul eden bir sistem yarattık.

Aydınlanma çağına ilham olan Rönesansı unuttuk. Sanat ve bilimin bir arada olabileceğini, farklı düşünmenin işleri zorlaştırsa da gelişimin önünü açacağını hiç dikkate almadık. Ya sağ beynimizi kullandık ya da sol beynimizi, ikisini birden kullanmanın nasıl olacağına yeni yeni cesaret etmeye çalışıyoruz.

Jonah Lehrer’in “Proust Bir Sinirbilimciydi” kitabını okuyunca aklıma bu bölünmüşlük geldi. Lehner a sinirbilim ve teknoloji konularında yazılar yazan bir yazar. Kitap Whitman, Eliot, Proust, Cezanne, Stravinski ve Woolf’un yaratıcılık süreçlerini etkileyen bilimsel çalışmalardan bahsediyor.

Bu yazıda kitabı okurken beni çok etkileyen Stravinski’nin “Bahar Ayini” bölümünden bahsetmek istedim. Klasik müzik dinleyicisi olmama rağmen Stravinski’yi dinlemeyi çok tercih etmem. Özellikle yumuşak başlayan bahar ayininin birdenbire sertleşerek tizleşmesi bana rahatsız edici gelir. Onu dinlerken kendimi huzursuz hissederim. İşte bu kitabı okuyunca Stravinski’nin bunu kasıtlı yaptığını öğrendim.

Bahar’a hep romantik bakmışımdır. Doğanın uyanışı çiçekler ve bahar yağmurları yeniliği ve yeniden doğmayı hatırlatır bana. Oysa her yeniden doğum, her yeniden kendini buluş sancılıdır. Stravinski bahar ayininde bu sancılı süreci anlatıyormuş meğer. Bu eseri ilk defa Paris’te sergilediğinde dinleyiciler eserin ikinci bölümünde bir kakafoniye tanık olurlar. Çalan müzik dinleyicilerin tüm beklentilerini yok eder ve ezer geçer. Seyirciler çığlık atmaya başlarlar. Sahnede balerinler seyircilerin tepkilerini dikkate almadan müziğin ritmi ile çılgınca dans ederler ve konser salonunu polis basar. Polis karmaşayı daha da arttırır. Ertesi gün tüm basın Stravinski’den bahsetmektedir.

Lehrer kitabında bu bölümü anlatırken Stavinski’nin yaptığı müzik ile güzellik anlayışını değiştirdiğini, tapılan armonilerin ve güvenilen tonik akorların kutsal olmadığını ve yıkılabileceğini göstermişti diyor.

İşte bende bu bölümü okuduktan sonra değişimden korkmamak gerektiğini düşünüyorum. Eğer Stravinski kendisini eğiten büyük müzisyenlerin öğretileri doğrultusunda gitseydi, muhtemelen iyi bir müzisyen olacak güzel ve hoş şeyler besteleyecek ve var olan standartları yenileyecekti.

Oysa Stravinski gürültünün düzenlendiğinde müzik haline geldiğini savunmuş ve Platon’dan bu güne kadar gelen müzik doğanın içinde saklıdır sözünü tersine çevirmiş ve müziğin insan yapımı olduğunu Bahar Ayini eserinde kanıtlamıştı.

Biz ne yapıyoruz? Sadece bilinen doğrular ile hareket ediyor, farklı bir doğru aramıyoruz. Sadece kendimize benzeyen, bizim gibi düşünen insanlarla konuşuyor diğerlerini yok sayıyoruz. İş yerlerinde yaptığımız işe alım testleriyle kendi doğrularımıza uyum sağlayacağını düşündüğümüz insanları almak için bir servet harcıyor ve kendi hiper gerçekliğimizi kendi yankı odalarımızı yaratıyoruz. Bize aykırı gelen fikrimizin dışında olan her şeyi red ediyoruz. Sonra da yapay zeka işimizi elimizden alacak diye korkuyoruz. Gelişime ve değişime açık olmak bunun içinde korku temelli düşünce sistemimizi kökten yıkmak gerekiyor.

Kendi çapımda iyi bir klasik müzik dinleyicisi olduğunu düşündüm hep. Bu kitabı okuyunca fark ettim ki sadece sevdiğim ve bana iyi gelen müzikleri dinliyorum. Spotify sayesinde kendi hiper gerçekliğimi yaratmışım ve bana hazırladığı haftalık liste tam da benim zevkime göre. Oysa körelmeye başlamışım, benzer ezgileri dinlemekten beynim daha dinlemeden güzel algısını yaratmış.

O nedenle değişime ilk kendimden başlayacağım. Hoşuma gitmeyen müzikleri dinlemek için çaba gösterecek, konusunu beğenmediğim ama ilginç bulduğum kitapları okumaya çalışacağım.

İlk yapmam gereken kendimi kendi yankı odamdan kurtarmak olacak ve değişimde o zaman başlayacak.

Size de tavsiye ederim.

Stravinsky’nin Bahar ayinini Spotify üzerinden dinleyebilirsiniz.

spotify:track:1MiWGSGDC5mGoP3MNclZ7s

Ayşegül Güngör

No Comments