Liyakatın Önemi

Kabiliyet olmadıkça sanatçı olunamaz. Çalışmadıkça kabiliyet hiç bir işe yaramaz

Emile Zola

Son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden bir “Deli ve Dahi” oldu. Film bir adanmışlık ve başarı hikayesini çok güzel anlatıyor ve bizi birçoğumuzun kullandığı Oxford sözlüğünün oluşturulma hikayesi ile tanıştırıyor.

Çoğu zaman elimizde olan her şeyin hep var olduğunu düşünüyoruz. Nasıl bir süreçle ve zorlukla ortaya çıktığını ve nasıl fedakârlık istediğini düşünmüyoruz bile. Açıkçası ben bu filmi izleyene kadar Oxford sözlüğünün nasıl ve hangi koşullarda oluşturulduğunu ve kimlerin nasıl ne şekilde fedakârlık yaptığını bilmiyordum. Çok da ilgilenmemiştim.

Filmin konusundan kısaca bahsedersek; Oxford yönetimi İngiliz dilinde kullanılan sözcüklerden oluşan bir sözlük oluşturmak ister ve bunun için uzun süre emek, para ve zaman harcar ve istediği sonucu bulamaz. Mütevelli heyetini oluşturan profesörlerden biri mütevelli heyetine editörlük için James Murrey’i önerir. Murrey üniversite mezunu değildir ve kendi değimi ile kendi kendini yetiştirendir. Kendini “autodidact” olarak tanımlamaktadır. Kelimelerin kökenine ilgisi nedeni ile İtalyanca, Fransızca, Rusça, Katalanca, Katalanca, olmak üzere birçok dil bilmektedir.

Yönetim çok içine sinmese de editörlük görevini Murrey’e verir. Çok zor bir görevi üstlenmiştir ve başarısız olmasını bekleyen çok insan da vardır. Murrey sıra dışı bir yol izleyerek, dilin yaşayan bir şey olduğunu, halk konuşmazsa ve yazmazsa unutulacağını savunur. Buradan yola çıkarak kelimelerin kökeni bulmak için İngilizce konuşan her coğrafyada ve halkın okuduğu tüm kitaplarda onların beğendikleri ve etkilendikleri kelimeleri yazarak kendilerine postalamalarını ister. Halk bu çağrıya cevap verir ve mektuplar gelmeye başlar. İşler yavaş gitmekte ve yönetimden bazıları da başarısız olmasını sağlamak için çaba harcamaktadır. Bir gün bir akıl hastanesinden aradığı bir kelimenin kökeni ile ilgili ufuk açıcı bir mektup alır ve bu mektupla birlikte sözlüğün oluşturulma süreci başlar. Mektup Dr. Minor’dan gelmektedir. Doktor Minor bir akıl hastalığı ile boğuşmakta ve bu hastalıktan kurtulmak içinde sözlüğe kelime göndermeyi bir kurtuluş olarak görmektedir. Minor’un katkılarıyla sözlüğün ilk 10000 kelimesi tamamlanır. Her türlü engellemeye rağmen Murrey başarılı olur ve kurduğu sistem ile sözlüğün yapım süreci ölümünden sonra da devam eder. Oxford sözlüğünün yapım süreci 70 yıl sürer ve toplamda Minor Oxford sözlüğüne 100000 kelime katar.

Bu filme bir de şirket yönetimi açısından bakmak istedim hemen aklıma şirket yönetimin de sadakat mı yoksa liyakat mı önemli sorusu geldi. Sadakat TDK tanımı ile, içten bağlılık demek. Liyakat ise bir kimsenin kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu olarak tanımlanmış. Bence ikisi de şirketler için önemli ve birbirine bağlı. Şirketlerde çalışanlar liyakat öncelikli alınmışsa aynı Murrey’de olduğu gibi görevlerini tamamlamak için sadakat ile çalışıyorlar ve her türlü engellemelere rağmen başarılı oluyorlar. Çünkü o göreve layık olduklarını ve hak ederek geldiklerini biliyorlar.

Bu filmi seyredince Amy Admondson’un yazdığı “Korkusuz Şirketler” kitabı bir kez daha aklıma geldi. Admondson kitabında şirketlerin başarılı olması için çalışanları ile aralarında korkusuz bir ilişki olması gerektiğini söylüyor. Çalışanın kendini psikolojik olarak güvende hissetmesinin şirketi başarısındaki en önemli faktör olduğunu belirtiyor. Şirketine güvenen bir çalışan daha çok üretiyor ve yanlış giden kararlara dikkat çekerek şirketin önünü açıyor ve şirketin hata yapmasını engelliyor. Böyle bir şirkette çalışan birey o şirkette çalışmasının sebebinin o iş için gerekli özellikleri taşıdığı için olduğunun da farkında aynı Murrey gibi.

Hızla değişen bir iş dünyasının içindeyiz. Teknoloji değişim başımızı döndürüyor bu değişimin şirketlere olan etkisini henüz göremiyoruz. Sadece çalışanlarda bir anlam arayışının olduğunu hissedebiliyoruz. Bu arayışın en büyük nedeni çalışanların yaptıkları işle bütünleşememeleri ve o işi neden yaptıklarını ile ilgili anlam kargaşası yaşamaları. Bu durumun yarattığı sorunun hem çalışanın hem de şirket yönetiminin mutsuzluğu oluyor. Çoğu zaman birçok şirkette çalışanlar işe alınırken sadakate liyakatten daha çok önem veriliyor.

Genel kurallar ise tarih boyunca değişmiyor. Oxford yöneticileri liyakata önem verdikleri ve adanmışlığı gördükleri için sözlük editörlüğünü Murrey’e verdiler. Biz de Murrey, o işi layık olduğu düşüncesiyle anlam katarak sadakat ile yaptığı için Oxford sözlüğünü hala kullanıyoruz ve her yıl hangi kelime ilave edilecek diye bekliyoruz.

Murrey ve Mirror ile ilgili daha detaylı bilgi isterseniz aşağıdaki linklerde bulabilirsiniz.

Ayşegül Güngör

DR. WILLIAM MINOR (1834 -1920) Insane Doctor Who Contributed to the Oxford English Dictionary

http://www.oxforddnb.com/view/10.1093/ref:odnb/9780198614128.001.0001/odnb-9780198614128-e-35163

 

 

No Comments