İş Hayatında Başarılı Olmak için Psikopat Olmak Mı Gerekiyor?

 

Yaşamın anlamı insandan insana an ve an değişir

Victor Frankl

Bu sene okuduğum en ilginç kitaplardan biri Kevin Dutton’ın Olağan Psikopatlar kitabı oldu. Kevin Dutton psikopatik öğelerin hepimizin doğasında var olduğunu ve içinde yaşadığımız dönemin ve eğilimlerin bizi psikopatlaştırdığını savunuyor. Ona göre psikopatlar, kendine aşırı güvenen, egosantrik, empati yoksunu, çabuk sinirlenen, ustalıkla yalan söyleyebilen, dürtüsel tepkileri olan ve soğuk kalpli insanlar. Bu özelliklere bakınca ilk tepkim yaşasın ben psikopat değilim demek oldu. Ama bu sevincim kısa sürdü. Çünkü aynı zamanda psikopatlar, dayanıklı, etrafta olup bitenin farkında, korkusuz, zihinsel açıdan sağlam, deneyime açık, pragmatik, odaklanabilen, enerjik, yaratıcı ve bağımsız kişilik özellikleri taşıyor. Bu özelliklere bakınca birçoğunun bende olduğunu gördüm ve Kevin Dutton’un dediğine hak verdim. Bu durumda bende de psikopatik özellikler var. Aslında sadece bende değil hepimizde değişik ölçülerde var.

 

Kevin Dutton bu kitabında sadece psikopatik özelliklerden bahsetmemiş, aynı zamanda bir insanı iyi insan yapan özelliklerden de bahsetmiş. Eğer içimizde sevgi, şefkat, alçakgönüllülük, inanç ve dürüst olma özelliklerini bir arada taşıyorsak hepimiz mükemmel bir insanız. Şimdi hepinizin bu özellikler ben de de var dediğini duyar gibiyim. Evet hepimizde var ama Dutton’un anlatmak istediği başka bir şey.

İnsanı diğer tüm canlılardan ayıran en önemli özellik seçme özgürlüğü, diğer bir değişle hür irade ile karar verme ve kararlarının sorumluluğunu alma kabiliyeti. Sanırım bir psikopatla iyi bir insanı ayıran en temel özellikte burada seçme özgürlüğünü nasıl kullandığında yatıyor. İş hayatında her gün karar vermek ve seçim yapmak durumunda kalıyoruz. Bu verdiğimiz kararları ve yaptığımız seçimleri, farkındalık, zihinsel sağlamlık ile alıyor ve yaptığımız iş sonucunda başarımızı alçakgönüllülük, sevgi ve şefkat ile karşılıyorsak, sahip olduğumuz psikopatik özellikleri iyi insan ve iyi bir lider olarak kullanıyoruz demektir. Eğer bu kararları vicdandan yoksun bir şekilde, insanları kullanarak ve dürtüsel bir şekilde alıyorsak içimizdeki psikopatın bizi ele geçirmesine izin veriyoruz demektir.

İş hayatında iyi bir lider ile psikopat bir lideri ayıran sınır, liderin karar alırken hangi ruh hali ile o kararı aldığıdır. Eğer aldığı kararı bütünün yararına olacak şekilde sağ duyu ile alıyorsa ve sonuçları istediği gibi gitmediğinde sorumluluğu üstleniyorsa o lider sahip olduğu psikopatik özellikleri iyi bir lider olmak için kullanıyor demektir.

Her iyi lider psikopatik özellikler taşır. Psikopatik özellikler taşımak bir insanı psikopat yapmaz ama bu özellikleri taşımak bir insanın hayatta kalmasını sağlar ve onun başarılı olması için gerekli adımları atmasına yardım eder.

Bunun en temel örneği Victor Frankl’ın İnsanın Anlam Arayışıkitabında görebilir. Frankl İnsanın anlam arayışında, insanın acılar ve yıkımlar karşısında düşebileceği hali anlatır hem de bu halden kurtulmak için her insanın içinde bir güç taşıdığından bahseder. İçimizde taşıdığımız bu gücü kullanma tercihimiz bizi psikopatlık ile iyi bir insan olma arasında seçim yapmamıza neden olur. Diğer bir değişle yaptığımız işte bulduğumuz anlam bizi iyi bir insan ve psikopat olma arasında seçim yapmamızı sağlayan en önemli değerdir.

İş dünyası bizi gitgide daha hızlı olmaya ve daha hızlı karar almaya zorluyor. Bu kararları çoğu zaman zamanın koşullarına uyarak ve düşünmeden alıyoruz. Aldığımız kararların etkilerini ve yansımalarını hemen ölçemiyoruz. İçinde yaşadığımız iş dünyasında neredeyse gerilimsiz bir günümüz bile yok ve olmayacak. Bu durum çoğunlukla bizim iki uçta diğer bir değişle daha saldırgan ya da daha pasif olmamıza neden oluyor. Her iki durumda da içimizdeki öfke birikiyor ve psikopatik eğilimlerimiz artıyor. Sağduyuyu, alçakgönüllüğü ve dürüstlüğü kaybediyor ve yerine dürtüselliği, soğuk kalpliliği ve insanları kullanmayı koyuyoruz. Seçme şansı elimizde, gerilim ve stress olmadan yaşayamayacağımız gibi, bu gerilimi olumlu bir şekilde de kullanabiliriz.

Victor Frankl’ın dediği gibi, insanın gerçekte ihtiyaç duyduğu şey gerilimsiz bir durum değil, daha çok uğruna çaba göstermeye değer bir hedef, özgürce seçilen bir amaç için uğraşmak ve mücadele etmektir. İhtiyaç duyduğu şey ne pahasına olursa olsun gerilimi boşaltmak değil, onun tarafından yerine getirilmeyi bekleyen potansiyel bir anlam çağrısıdır.” 

Yaptığımız işte anlam bulduğumuz sürece bizi psikopat yapan özellikleri kontrol altına alır ve bu özellikleri daha başarı olmak için ve daha iyi bir insan olmak için kullanabiliriz.

 

Bunu düşünmeye ne dersiniz?

Ayşegül Güngör

 

Yararlanılan Kaynaklar: Olağan Psikopatlar – Kevin Dutton; İnsanın Anlam Arayışı – Victor Frankl

 

No Comments