“Houston, bir problemimiz var!”

Houston, bir problemimiz var!

Astronot Jim Lovell’ın o sakin ve kararlı sesi beni etkilediği gibi eminim bir çoğunuzu da etkilemiştir.Yıllar önce Apollo 13 filmini seyrederken aksiyon ve maceranın ötesinde bu film beni çok etkilemişti. Apollo 13 gerçek bir lider yöneticilik ve kriz yönetimi hikayesiydi.

Bilmeyenler için filmden kısaca bahsetmek isterim. 1970 yılının Nisan ayında Apollo 13’ün uzaya firlatılması ve aya ulaşması herkes için sıradan bir görevdir. Zaten 20 Temmuz 1969’da  Neil Armstrong aya basmış, aya ulaşma heyecanı sona ermiş ve aya gitme artık rutin görevlerden sayılmaya başlanmıştır. Aslında Neil Armstrong Jim Lovell yerine aya gitmiştir. Son anda çıkan bir sağlık problemi deneniyle yerini Neil Armstrong’a bırakmak zorunda kalır ve aya ilk ulaşan kişi olarak adını tarihe yazdıramaz. Takımına Gene Kranz’ı seçer. Gene Kranz’da sırada bekleyen ama kendisine bir türlü sıra gelmeyen astronotlardan biridir. Aya gideceği için çok sevinçlidir ama ne yazık ki bir önceki uçuşta Jim’in başına gelen onun da başına gelir ve sağlık problemi nedeniyle aya gidemez. Kontrol kulesinden süreci yönetmek ve arkadaşlarının aya gidişini izlemek ve yönetmek zorunda kalır.

Her zaman her uçuşta herkesin başına gelebilecek bir şey bu uçuşta olur ve her şey yolunda giderken bir anda neden olduğu bilinmeyen bir sebeple uzay mekiğin içindeki oksijen tankları birbirine çarpar ve bir patlama olur. Artık her şey zamana karşı bir yarış halini almıştır. Apollo 13 yoluna devam edemez ama geri de gelememektedir. Jim Lovell gene aya ayak basamayacaktır. Herkesin kafasında şimdi ne olacak sorusu vardır. İşte burada heyecan başlar ve normal koşullarda fark etmediğimiz, ne yaptığını bilmediğimiz sıradan insanlar, teknik bilgi ve beceri kullanarak problemi çözerler.

Kontrol kulesinde yönetimi ele alan Gene Kranz ilk önce problemin ne olduğunu anlamaya çalışır, aynı zamanda kulede yer alan insanları motive ederek uzay mekiğinin geri getirilebileceğine herkesi inandırır. Kule müdürünün  “Ne yazık ki onlar için yapılacak bir şey yok” sözüne “ Her zaman yapılacak bir şey vardır. Bizim düşüncemiz Apollo 13’ün nasıl yanacağı değil yanmadan nasıl geri getirileceğini sağlamaktır.” diyerek tüm kule ekibini motive eder ve bize bir takım yöneticisinin her durumda nasıl olumlu olunacağı ve nasıl davranacağına önemli bir örnek teşkil eder.

Apollo 13 ile iş hayatı arasındaki ilişki müthiş bir benzerlik gösterir. Çoğu zaman yapmak istediğimiz işi değil, yapmak zorunda olduğumuz işi yapıyoruz.  Ne olursa olsun zamana karşı yarışıyor ve her an olası bir problemi çözmek için tetikte bekliyoruz. Çoğu zaman yaptıklarımızın ve nasıl çalıştığımızın kimse farkında olmuyor ve biz bunun acısını yaşıyoruz.

İş hayatında lider yöneticilik genelde kriz dönemlerinde ortaya çıkıyor ve teknik bilgi ve becerisi olan kişiler bir kriz halinde aynı Jim Lovell ve Gene Kranz gibi sakin görünüşleri ile problemi tanımlıyor ve çözüme ulaşıyorlar. Gerekli bilgi ve deneyimi olmayan kişiler ise kriz ortamlarında çözüm üretemedikleri için panik oluyorlar ve çevrelerindeki insanları ve birlikte çalıştıkları kişileri strese sokarak başarılı olacaklarını düşünüyorlar.

Gene Kranz “Houston, bir problemimiz var!” karşısında “ Sizi kurtarmak için her yolu deniyoruz ve bir yol bulmaya çalışıyoruz” yanıtını vermiştir. Burada lider yöneticilik özelliğini göstererek herkesin paniğe kapıldığı anda olumlu bir algı yaratmaya çalışmış ve mekiğe mahkum astronotların da paniğe kapılmadan çözüm üretmelerine yardımcı olmuştur.

Gene Kranz’ı kontrol kulesinde diğerlerinden ayıran en önemli özelliği kendisinin de astronot olması, o mekiğin içinde neler yaşanabileceğini ve o üç adamın sonu belli olmayan bir yola giderken neler hissedebileceğini bilmesidir. Yani diğer bir değişle sahadan gelmiştir ama çok iyi teknik bilgiye sahiptir. Kuledeki diğer insanların bir saha deneyimi olmadığı için orada nasıl bir psikoloji olacağını bilememekte ve hissedememektedirler. Onlar için her şey yörüngeyi oluşturan sadece rakamlar ve sayılardır. Gene ilham verici bir lider değildir, hatta belirgin bir karizması da yoktur. Teknik bilgisi ve problem çözme yeteneğini soğukkanlılığı ve iyimserliği ile birleştirerek sorunu çözmeyi başarmıştır.

İş hayatında her zaman ilham verici bir lider olmamız gerekmiyor. Birçoğumuz kendimizi ilham verici bulmadığımız için geri çekiyoruz. Apollo 13’de yaşanan hikayenin, herhangi bir işyerinde bankada ya da fabrikada ortaya çıktığını düşünelim.

Zaman zaman çözmemiz gereken önemli problemlerle karşılaşabiliriz ya da teknik bilgimiz sayesinde problemi görüp cesaretimiz olmadığı için çözümü kendimize sakladığımız anlar ve durumlar olabilir. Hepimiz keşfedilmeyi ve fark edilmeyi bekliyoruz ama iş hayatında bu bekleyiş bizi sonuca ulaştırmayabilir.

Başkalarına kızmadan, küsmeden iş hayatında yaşanan sorunları çözmek için, iyimserliği kaybetmeden çözüm üretirsek iyi bir yönetici olabiliriz. Kendinizi keşfetmek için sorun çıkmasını beklemeyin. Herkese iyi haftalar

No Comments