Tekrarlanamayan Başarı Tesadüftür

Başarı nedir?
Nasıl elde edilir?

Bir kere elde edilince devamı gelebilir mi?

Hayat boyu başarı sürdürülebilir mi?

Yaradılış olarak insan doğduğu andan itibaren başarılı olma zorunda olduğunun bilinciyle doğar. Küçük bir bebek için başarının anahtarı çok açıktır. Ağladıkça istediğini elde edecek ve aç olduğunun ya da rahatsız olduğunun farkına vararak ailesi onun yanına koşacaktır. Büyüdükçe başarıya doğru adım adım ilerler. İlk ayağa kalkması ailesi tarafından büyük bir ilgi ve taktirle karşılandığı için özgüveni artar ve yürümeye başlar. Başarı tanımı açıktır o adım atacak, ailesi destekleyecek, kendine güven gelecek ve bir sonraki adıma gitmeye cesaret edecektir. Bu dönem içinde başarının kriterlerini aile taktir ettiği davranışları onaylayarak ve hoşlanmadığı davranışlara kızarak belirler. Bir süre sonra çocuk birey olarak neyin taktir edilip edilmediğini ya da neyin başarı olarak kabul edileceğini deneme yanılma yoluyla öğrenir. İlk iletişim dersini kardeşlerinden ve kuzenlerinden, ilk hayal kırıklıklarını yuvada öğrenerek kendi doğrularını oluşturur.

Ergenliğe kadar olan dönem temel başarı kriterlerinin belli olduğu, çevreyle iletişim problemlerinin dışında bir sorun yaşanmadığı, temel istek ve arzuları elde etmek için nelerin yapılması gerektiğinin belli olduğu bir dönemdir. Ailenin eğilimini başarının birinci koşulu olarak kabul eden çocuk, bu dönemde kendisine çevresinden değil ailesinden onayını getirecek davranışlara yönelir. Artık onun için başarı tesadüf değildir.
Ergenlikle birlikte birey olma bilinci daha da öne çıktığı için artık ailenin onayı ve ailenin başarı kriterleri yetmemeye başlar. Çevrenin ve özellikle arkadaşlarının görüşleri ve beklentileri başarı kriterlerini belirler. Bu dönem iyi yönetilemezse gelecekle ilgili beklenti ve davranış kalıpları da yanlış kodlar üzerine oturur. Ailenin beklentileri ile bireysel beklentiler arasına farklılıklar ortaya çıktıkça çatışmalar başlar ve temel taktir ve motivasyon kaynağının eksikliği ile başarısızlığın yolu açılır. İşte bu dönem hayatta en zor geçen dönemlerden biridir.

Zor geçen bir ergenlik beraberinde zor geçen bir gençliği getirir ve artık başarı sadece tesadüflerin eseridir. Bir süre sonra bu düşünce tarzı bizim iş yapış tarzımız haline gelir. Ne okuyacağımızı seçerken ne olmak istediğimizi değil, neyi kazanabileceğimizi düşünürüz. Temel başarı beklentimiz ailemizin bizim için öngördüğü herhangi bir okulu kazanmamız ise biz de beklentilerimizi o hedefe doğru yönlendiririz. Sadece kazanacağımızı düşündüğümüz bölümlere girmeye çalışırız. Böylece ne olduğunu bilmeden tesadüfi olarak geleceğimizi belirler ve öğlesine okumaya başlarız.Üniversite ortamında başarının hala tesadüfi olduğuna inanır ve ona göre davranırız. Okul bitipte iş hayatına atıldığımızda eğer uzun vadeli bir plan yapmamışsak hayatımızı teadüfler de belirliyebilir. İlk başta hayatımızı bu şekilde yaşamak çok güzeldir.

Tesadüfi bir meslek seçmiş, şanş eseri iş bulmuş ve talih bizden yana olduğu için mesleğimizde ilerlemişizdir. 30’lu yaşlara geldiğimizde yaşadığımız tesadüfi hayatın bize yetmediğini fark ederiz. Geriye dönüp baktığımızda içinde bulunduğumuz durumdan şikayet etmeye başladığımızda çocuk ve gençlik döneminde yanımızda ve arkamızda yer alarak bize çıpa görevi gören destekçilerimiz; “sen seçtin”, “hayatını yanlış yönettin” diyerek kendimize olan güvenimizin daha da sarsılmasına neden olurlar. Bir süre sonra içe kapanmaya başlar ve yeni başlangıçlar yapmak için işten ayrılma arzusuna kitleniriz. Oysa gittimiz yerde davranış ve düşünce kalıbımız değişmeden bizimle geldiği için, hiç bir şey değişmeyecek ve biz aynı yanlışları yeniden yapacağız.

Hayatımız boyunca aynı ilk adımı attığımızda olduğu gibi ailemizin yüzünde gördüğümüz mutluluk ve taktir hissini arar ve hep bir çıpaya ihtiyaç duyarız. Bu çıpa bazen hayatımızda bize en yakın olanlar, bazen patronumuz bazen de çevremizdeki herhangi biri olabilir. Aslında keşfetmemiz gereken bu çıpanın kendimiz olduğudur. Kendimizi destek alacağımız çıpa olarak görür ve hayat planımızı ona göre yaparsak tesadüfi başarıları değil, gerçek ve sürdürülebilir başarıyı elde ederiz.

Sürdürülemiyen başarı tesadüftür o da adı üstünde bir kez olur. Onu aramaktansa kendi modelimizin peşinden koşalım. Hiç bir şey tesadüf değildir. Hayat ince ince planlanması gereken ve koşullara göre değişiklik gösteren bir stratejik plandır.

Ayşegül Güngör

No Comments